turkishtoysoldier
Welcome to Cem's Turkish Toy Soldiers World
Friday, May 25, 2012
Monday, May 7, 2012
Thursday, April 26, 2012
ww1 Turkish-Russian War





The Caucasus Campaign comprised armed conflicts between the Ottoman Empire and the Russian Empire, later including Azerbaijan, Armenia, Central Caspian Dictatorship and the UK as part of the Middle Eastern theatre or alternatively named as part of the Caucasus Campaign during World War I. The Caucasus Campaign extended from the Caucasus to the Eastern Asia Minor region, reaching as far as Trabzon, Bitlis, Muş and Van. The land warfare was accompanied by the Russian navy in the Black Sea Region of the Ottoman Empire.
On February 23, 1917, the Russian advance was halted following the Russian Revolution, and later the disintegrated Russian Caucasus Army was replaced by the forces of the newly established Armenian state, comprised from the previous Armenian volunteer units and the Armenian irregular units. During 1918 the region also saw the establishment of the Central Caspian Dictatorship, the Republic of Mountainous Armenia and an Allied force named Dunsterforce which was composed of elite troops drawn from the Mesopotamian and Western Fronts. The Ottoman Empire and German Empire had a hot conflict at Batumi with the arrival of German Caucasus Expedition whose prime aim was to secure oil supplies.
On March 3, 1918, the campaign terminated between the Ottoman Empire and Russia with the Treaty of Brest-Litovsk and on June 4, 1918, the Ottoman Empire signed the Treaty of Batum with Armenia. However, the armed conflicts extended as Ottoman Empire continued to engage with Central Caspian Dictatorship, Republic of Mountainous Armenia and Dunsterforce of British Empire until the Armistice of Mudros signed on October 30, 1918.
Wednesday, April 25, 2012
Thursday, April 19, 2012
Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
.jpg)
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
.jpg)
.jpg)
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.
Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
.jpg)
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
MEHMET AKİF ERSOY

Tüm Şehitlerimizin Ruhu Şad Olsun,Vatan Sağolsun...
Tuesday, April 10, 2012
Monday, April 9, 2012
where do old soldiers go?
where do old soldiers go?i guess they all go to heaven but the metal ones they all go to auctions..
and make good money after their full service.timely, some lost their heads, some lost their hands.
but sure they all find good homes and new boss. You can make good money collecting toy soldiers as a professional.but always buy with original boxes and oldest ones...
who says are u a kid playing with toy soldiers at 40's, just say them
i am an investor as i do..i doubled the money that i invested on these small but lovely pieces..hard to find but easy to sell business..

Thursday, April 5, 2012
Türk esir olmaz!
Nowadays, an interesting concept is growing.Turkish surrender toy soldiers and figures.I have never saw such kind of comedy.The Turkish officer gives his pistol to Lawrence, the soldiers and their officer are all surrender in Gallipoli. Turks never surrender! May be they did but all paid it by their lives.They all butchered and tortured. After the Balkan War it was a honour to fight till die.
Bu aralar trajikomik bir konsept gelişmeye başladı.Yapacak onlarca model varken teslim olan Türk kurşun askerleri moda oldu..Türk Esir olmaz. Türk canı pahasına savaşır ve ölür.Balkan bozgunundan sonra Türk Askerine yakışmayan bu hareket Türk ordusunda görülmemiştir.
Thomas Gunn Miniatures new WWI series
Subscribe to:
Posts (Atom)






















